.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 








Bizim Lise, 4. Baskı

Bizim Lise romanı, gerici eğitim sisteminden çarpıcı bir kesit sunuyor...

Hasan Kıyafet'in Çamlıca Kız Lisesi'ne yönetici olarak atanmasıyla birlikte yaşadıkları romana kaynaklık eden, yaşamla doğrudan ilişkilenmesini sağlayan asli öğelerdir.

Romanda tek cinsli okulların açmazı ve çarpıklığı, öğrencisi, öğretmeni, velisi ve işçisiyle nasıl gerici eğitim sisteminin kurbanı oldukları gözler önüne seriliyor. Romanının yazımı, 12 Eylül karanlığına rastlıyor. Kitap, doğallıkla 12 Eylül cuntası döneminin canlı tanıklığını da yapıyor.

Kitap 1984 yılında yayımlanır yayımlanmaz DGM savcılarını da harekete geçirip 1985 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan ilk roman olur ama sonunda beraat eder. Aradan 20 yıl geçmesine rağmen roman, bugün de güncelliğini koruyor, ışık saçmaya devam ediyor. Çünkü, burjuvazinin sınıfsal çıkarlarına göre düzenlenmiş gerici eğitim sistemi, dün olduğu gibi bugün de yerli yerinde duruyor.

Başta liseli kitapseverler olmak üzere her öğrencinin, her öğretmenin, her öğrenci velisinin beğeniyle, bir solukta romanı okuyacağından eminiz...
Yazar: Hasan KIYAFET 4. Basım: Ekim 2004 Ederi: 8 YTL
   

 

Öldükleriyle Kalmadılar

...ÖLDÜKLERİYLE KALMADILAR'ın genç okuyucusu, biliyorum bu kitabı en çok siz okuyorsunuz. Yukarıda sözünü ettiğim 68 kuşağına iki büyük saldırıya karşın, yaşama bir koltuğa kurulur gibi kurulanların sana örnek oluşturmayacağını biliyorum. Birgün bile daha çok yaşamayı kendine amaçlarken sıradanlaşmayacağını düşünmek istiyorum. (...) Çünkü 68'lilerin devrimci geleneği 1789'un bakir istemlerinden yola çıkanların, 1848'leri, 1871-1917 devrimlerini yaratanların yörüngesinde dünyamızı yeniden komünist renaissence'a hazırlıyor. Ve gerçek mutluluğun, ve gerçek sevginin böylesi bir dünyada boy atıp dünyamızı kardeşlik, eşitlik, ekmek, özgürlük, barış burçlarındaki bayraklarla tam bir kıvanca kavuşturacağım biliyorsun. Sana inancımı, sevgimi sunuyorum. ORHAN İYİLER 6. Basıma Söylem'den.

Yazar: Orhan İYİLER 1. Baskı: 1978 2. Basım: 1978 3. Basım: 1987 4. Basım: 1991 5. Basım: 1996 6. Basım: Ekim 1999 / 243 syf. ISBN 975-8426-06-5 Fiyatı: 7.5 YTL
   





 

 

Birgün Bile Yaşamak

"Torunlarımız kapitalist çağın kalıntılarıyla belgelerini büyük bir merakla izleyecekler: Nasıl olur da özel kişilerin ellerinde bulunabilir yiyecek-içecek maddelerinin alım satımı; fabrikalar ve işletmeler nasıl olur da özel kişilerin ellerinde bulunabilir... Bir insan başka bir insanı nasıl sömürebilir; Çalışmadan nasıl sırtüstü yaşayabiliyordu birtakım insanlar? İşte tüm bunları kafalarında canlandırmakta zorluk çekecek torunlarımız. Bugüne değin çocuklarımızın göreceği günlerden masallardaymışçasına söz açılırdı. Ama şimdi yoldaşlar, temelini attığımız sosyalist toplumun bir düşler ülkesi olmadığını açık seçik görüyorsunuz. Çocuklarımız daha büyük bir çabayla bu yapıyı yükselteceklerdir." Lenin'in 1919'un 1 Mayıs'ındaki bu sözleri bir düş müydü? Sınıfsız-sömürüsüz bir toplumsal yaşam için yola çıkmış tüm bolşevikler, kendilerinden önceki 1871 Komünarları gibi hiç gerçekleşmeyecek bir büyünün peşinden mi sürüklendiler? Ya da derin bir insan sevgisinin mistik yanılgısına mı uğradılar? Proletaryanın ilk devleti Paris Komünü, XIX. yüzyılda yalnızca 72 gün yaşıyabildi. XX, yüzyıldan XXI. yüzyıla girerken dünya burjuvazisinin yedi kuzeyli kapitalist devleti, Paris Komünü'nün 1 gününe bu kez
1 yıl vererek, proletaryanın Sovyetler'ini yeniden zaptetmeye yönelirken, emperyalizme ve burjuva üretim biçiminin dayatmalarına direnmek kaçınılmazlığında olanlar, üçüncü bir kez yenilmemek, devrim sürecini dar kalıpların dışında doğru irdeleyebilmek, insanoğlunun yeryüzü macerasının büyük uygarlığına sahip çıkmak isteyenler, Birgün Bile Yaşamak'ı mutlaka okumak gereğini duyacaklardır.
Yazar: Orhan İYİLER 1. Baskı: Şubat 1992 2. Baskı: Nisan 1997 / 674 syf. ISBN 975-8110-20-9
Fiyatı: 15 YTL
   




 

Kudüs Toprağı

Kucaklarda, omuzlarda, hayvanların üstünde taşınan cesetler... Çıldırmış gibi kaçışan koyunlar... Binlerce insan, çadır ve kömlerinden çıkıp, yaralı ve ölülerini karşılamaya koşuyor. Çığlıklar, gırtlakların derinliğinden kopuyor. İsyankar sesler yeri göğü inletiyor. Toprak, öfkesinden çatlıyor, gök, hüzne boğuluyor. Um Emin hüznün ve acıların tümüne galip geliyor! Yüreğinin çakmaktaşı gibi katı olmasına çabalıyor! Etrafındakilere sesleniyor: 'Haydi ey halkım! Bırakın yakınmayı, ağlamayı. Yaralılarımızın yaralarını sarın! Sökün çadırlarınızı, cesetlerinizi yüklenin. Terk edelim bize yasak bu toprakları, kendi diyarımıza dönelim!" Um Emin elbisesini yırttı, parçaladı, göğüsleri açıkta kaldı. Saçlarının örgülerini açtı, dağıttı. Tüm kadınlara çağrıda bulundu: "Ey halkımızın bağrı yanık kadınları! Tüm hüznünüzü patlatın. Yırtın elbiselerinizi. Kesin saçlarınızı. Yüzünüzü siyaha bezeyin. Bağrınızı göğsünüzü dövün. Ağıtlar yakalım canlarımıza." Elbiseler yırtıldı. Yüzler siyaha bezendi. Saçlar kesildi. Yakınma ve ağıtlar yükseldi. Halk, öfke ve hüznünü dile getirdikten sonra, ölülerini omuzlayıp göç kafilesiyle beraber yürüdü. Ama nereye? Nereye, hangi yöne gideceklerini bilmiyorlardı. Güneyde yörelerine, topraklama dönmeleri yasaktı. Kuzeye gitmeleri yasaktı. Peki nereye gideceklerdi?
Yazar: Mahmoud SHAHIN Baskı: Nisan 2003 / 272 syf. ISBN 975-8426-72-9 Fiyatı: 8. YTL
   

Bataklık

Kamyonların içi insan doluydu. Al, kara ve ak renkleriyle göze batıyorlardı. Arnavut bayrakları dalgalanıyor, kamyonun kenarına oturmuş genç kızların rengarenk eşarpları, delikanlıların noktalı bereleri göz alıyordu. Kamyonların kaldırdığı sarı tozlar, yol boyunca uzanan sararmış buğdayların, böğürtlenlerin ve bataklık kamışlarının üzerlerine konuyordu. Hep bir ağızdan söyledik'leri şarkının sözleri, yaklaştıkça daha iyi anlaşılıyordu: Köprünün yannıa delikanlılar, köprünün yanına, "Drachovice köprüsünun yanına... Stavri sevinç içinde: "Bu gelenler Vlora gönüllüleri!" diye haykırdı.
Yazar: Fatmır GJATA 1. Baskı: Oda Yayınları 1978 2. Baskı: Akyüz Yayınları 1989
3. Baskı: Ekim 1999 / 565 syf. ISBN 975-8426-20-8 Fiyatı: 7 YTL
   







 

 

Yeni İnsanın Öyküsü
İnsanlığa Uçuş


"İnsanlığa Uçuş" kitabında Boris Polevoy, bir Sovyet pilotunun -Aleksey Petroviç Meresef- günden güne ateşlenen kahramanlığını anlatmaktadır. Uçaktan düşerek, ağır yaraları nedeniyle iki ayağını da dizden aşağı kaybeden Meresef, bu ünlü insan, yanındaki yatakta yatan komiser Voraböf'ün yardımı ve akla sığmaz iradesinin sağlamlığı, kararlılık ve kahramanlığı sayesinde yapay ayaklarına o kadar alışıyor ki, sonunda sevdiği hava kuvvetlerine tekrar kabul ediliyor. "Genç, dinç ve kararlı bir insan olan Aleksey Petroviç, 'zamanına ve halkına layık olmak için nasıl yaşamak gerektiği sorununu ve yeni insan adım taşımaya hakkı olması için ne yapması gerektiği sorununu' doğru olarak çözüyor. Aleksey Petroviç uçağıyla düştüğü yerde kendine geldiğinde hayatta kaldığına seviniyor. Nitekim, kendi arkadaşlarına ulaşmak ümidiyle, on bir gün gece gündüz ıssız bir ormanda emekleye emekleye bunun için sürünmekten vazgeçmiyor. Bundan başka, tekrar savaş meydanına dönmek isteğiyle, yapay ayaklarına sahip olur olmaz, iyi düşünülmüş, sistemli bir plan gereği yapılan alıştırmalar sayesinde onlara alışmaya çaba gösteriyor. Meresef için yaşamak yeterli değildir. Bu ateşli yurtsever, tamamiyle yok edilinceye kadar işgalcilere karşı mücadeleye bizzat devam etmek, bu şekilde de hayatına anlam kazandırmak istiyor. "Fakat, Meresef'in kahramanlığı kendisini kuşatan çevrenin etkili desteği olmadan olanaksız ve akla sığmayan bir şey oturdu. Kendini, uğradığı felaket nedeniyle kolektifin hayatından, yaratıcı çalışmalarından uzak hisseden ve bu kolektife tekrar dönmek için, ilk bakışta olanaksız görünen şeylere başvuran bir insanın cesurane kararlılığına ancak Sovyet yurdunda tanık olunabilir."
Yazar: Fatmır GJATA 1. Baskı: Kasım 1956 Devlet Neşiyatevi / Sofya 2. Baskı: Şubat 2001 / 290 syf. ISBN 975-8426-60-5 Fiyatı: 10 YTL
   

 

Haydari Kampı

Bu kitap, Alman faşizminin insanlığa karşı suçlarının en vahşilerinden birini işlediği Ege'de bir adayı ve esirleri anlatıyor.
Nazi orduları Yunanistan'ı işgal ettiklerinde, diğer ülkelerde yaptıklarını tekrarladılar. Komünistleri, yurtseverleri ve yahudileri kamplara toplayıp çeşitli biçimlerde imha ettiler. Haydari kampı, bunlardan bir. Fakat o diğerlerinden farklı olarak Merlin işkencehanelerden direniş destanı yazanların rehin tutulduğu bir yer.
.... Haydari Kampı'nda teslimiyet kadar direniş de var olur; daha ilk günden, tıpkı Merlin sokağında olduğu gibi. Tüm insanlık adına, tüm Yunan, Sovyet, Alman ve diğer dünya halkları adına 226'lık bir müfreze direnir burada
Yazar: Themos KORNAROS 3. Baskı: 1978 4. Baskı: Ağustos 2000 / 232 syf.
ISBN 975-8426-29-X Fiyatı: 6.5 YTL