.


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 









Umuda Yazılı Sözler

Elinizdeki kitap, Kutsiye Bozoklar'ın bir kısmı daha önce yayımlanmış makalelerinden oluşuyor. Makaleler bir kez de topluca okunduğunda, görülecektir ki, insanlığın büyük yürüyüşü için yola çıkanların yaşam serüvenleri hep aynı yerlerde kesişiyor; aynı yerlerde ayrışıyor. Başlıca olarak; 12 Eylül yenilgisi ve revizyonist sistemin rezilce çöküşü, söz konusu kesişme ve ayrışmaların iki önemli an'ını oluşturuyorlar. Kolay zamanların devrimciliği yanında zorlu sınavlardan geçmeyi basarmışlığın da daha da ileriye yürümeye yetmediği görüldü. Büyük denizleri aşanların göl birikintilerinde boğulduğuna tanık olundu. O sebeptendir ki; değişmek ve değiştirmek, yenilenmek ve yenilemek devrim maratoncuları için her an, her durumda en büyük zorunluluktur. Bu yüzden, tek tek makalelerin başlığı ne olursa olsun; insan, yaşamak, ideoloji ya da kahraman, fark etmez, hepsinde eski dünya ile yeni dünyanın düşünsel ve eylemsel çarpışmasının bir döneme denk gelen bilançosunu bulacaksınız. Bilançonun merkezinde, yenilgi yıllarının teslimiyet çağrılarına karşı olduğu kadar, yeni dünya düzencilerinin ideolojik bombardımanlarına, medyatiklerine karşı da direnmek durur. Ve yazarın dediği gibi, direnme istilacı bir tarzdır. Bu tarzı "gündelik hayat'larda var etmek ya da gündelik hayatı sosyalist kılmak, insan kalabilmenin ve dünyayı değiştirmenin mihenk taşı oluyor... Gündelik yaşam içinde devrimci kalma sanatını öğreten yazılarıyla Kutsiye Bozoklar'ı okuduğunuzda, çok şey öğrendiğinizi farkedeceksiniz.

Yazar: Kutsiye BOZOKLAR Baskı: Mayıs 1998 / 338 syf. ISBN 975-8110-28-4 Fiyatı: 7 YTL
   







 

Türkiye Bu Tadı Seviyor Mu?

Ocak sonunda bir cenaze töreni gördüm televizyonlarda. Tüm kanallar ağız birliği etmiş evlat acısından söz ediyorlardı. Kara gözlüklü adamlar geçiyordu ekranın önünden, sarılıp kucaklaşmalar vardı, bir de kirli gözyaşları. Benim gözümün önündense yakılan köyler geçiyordu. Hakkari çöplüğünden yemek artıkları toplayan aç çocuklar, Diyarbakır'da çamurun içinden yiyecek kapmaya çalışan yüzlerce kadın. Evinden alınıp, resmi araçlarla götürülen ve bir daha geri dönmeyenler; Vedat Aydın, Metin Can, Faik Candan, Ayşenur Şimşek, Talat Türkoğlu, Hasan Ocak. Vurulanlar, infazlarda gidenler, ölüme yatanlar. Ne çocuklar sevdik, canımızdılar. Kaybolan çocuklarını aradıkları için yerlerde sürüklenen yaşlı analar, babaları geliyor aklıma, Kimsesizler Mezarlığı, umutsuzca kendi çiçeklerini arayan sayılamayacak kadar çok onlarca insan. Ocak sonu bir cenaze töreninden görüntüler yayınladı medya. Spikerlerin sesleri hüzün doluydu. İbret verici bir törendi bu. Cumartesi eyleminin 59. haftasında götürülürken "Benim ne suçum var! Bırakın beni, ben vatandaşım" diye bağıran "sıradan" yurttaşı düşündüm. O, suçunun sessiz kalmak olduğunu, belki sıra kendine geldiğinde anlayacaktı. Ama televizyonda akan cenaze görüntülerinde 'suçlular' geçiyordu. Birbirlerinin kuyusunu kazanlar, çetelerden söz edenler sarılıp kucaklaştılar. Bütün eller, ayaklar oradaydı, devletin bir parçası olan acılı babayı sarıp sarmaladılar, ne de olsa bir milliyetperver vardı karşılarında. Ne yaptıysa vatan ve millet için yapmıştı. Bu arada birazcık hizadan çıktığı söylenebilirdi belki. Caniler çağında, yitik oğulların kızların ülkesinde ibret verici bir seramoni izledik hepimiz.
Yazar: Kutsiye BOZOKLAR Baskı: Kasım 2000 / 420 syf. ISBN 975-8426-43-5 Fiyatı: 9 YTL
   

 

Tanrıya Mektuplar

Elinizdeki kitapla, bir ömür boyu Anadolu topraklarını karış karış dolaşarak mahkemeleri, sürgünleri ve devlet dairelerini gezme, görme, tanıma fırsatı ve öğrenme şansı yakalıyorsunuz. Hasan Basri Aydın'la birlikte, onun gittiği her yere gitme, yaşadıklarını yaşama duygusuna kapılıyorsunuz. Hasan Basri Aydın'ın bir bürokrata duyduğu öfkeye ortak oluyorsunuz ya da devlet ve din işlerinin türlü çeşidiyle tatlı tatlı dalga geçişi sizi de sarıyor. Bu arada tüm toplumsal, siyasal yaşamın son elli yılı gözünüzün önünden, en acımasız dersleriyle geçiyor. Bir aydın duyarlılığını, toplumsal yaşamın tüm olgularına müdahale eden tanıklığı doya doya izliyorsunuz. "Tanrıya" yazılmış bu mektuplar yazarın özel üslubunun ürünü ve özgün değerlendirmelerini de kapsıyor.
Yazar: Hasan Basri AYDIN 1. Baskı: Haziran 1998 2. Baskı: Temmuz 1999 3. Baskı: Şubat 2003 / 529 syf. ISBN 975-8110-29-2 Fiyatı: 11 YTL
   









Hep Aynı İnatla

Bu akşam da gönlümüzce bitmediyse gün/Demek tümü bizim ormuzlarımızda yükün/Gelin buna bir çare bulalım/Bunca olduğumuz gayri yetmiyor/Yarın daha iyi adam olalım/Yarın daha sağlam daha akıllı/Yarın daha sevdalı daha haklı/Günün bize bağlı olduğunu bilelim." (M.C.Anday)

İçimde usulca büyüyen bir tohum gibi duruyor Eylül. Yaz bitiyor. "Eylül'de aşk, Eylül'de acı, Eylül'de yalnızlık zordur, Eylül'de her şey zordur, ben Eylül'ü onun için severim" diye yazmış Ahmet Altan. Dışarda hüzünlü bir güz büyüyor. Ben Eylül'e bakıyorum, kanayan bir aşka ya da genç bir ölüme bakar gibi değil ama. "Güz gelmiş/Oysa gönül güze giresi değil" diyen ozan gibi. Yağmurun düşmesini, tohumun rengarenk çiçek açmasını bekler gibi. İçimde sımsıcak bir baharı taşıyarak... Ve bir sabah tazeliğinde öfkemi büyütüp yeni sevinçler arayarak. Hayallerimi, umutlarımı, sevdalarımı biriktirerek, "asi ve mavi" bir türkü mırıldanarak, hayatı taze bir çiçek gibi yakama iliştirmekten vazgeçmeyerek... Güz gelmiş. Yaşamak sessiz ve serin. Geçmişi anımsatan bir kitap okudum bugün. Genç bir devrimciyle konuştum. Yüreğimi dolduran bu yağmur kokusunda geleceği merak ettim. Heyecanını, neşesini, coşkusunu düşündüm geleceğin. Bütün hayatları tanımak istedim birden, bütün ezgileri dinlemek, bütün kitapları okumak; "saatlerce gökyüzüne, denize bakmak, ne kadar kavga varsa ortasına dalmak, bütün şiirleri bilmek, tutkuyla koklamak bir çiçeği. Ve sevinçli sevdalar yaratmak sevgilerden...
Yazar: Kutsiye BOZOKLAR Baskı: Mayıs 2000 / 351syf. ISBN 975-8426-19-2 Fiyatı: 7 YTL






Sanat ve Mücadele

Sanat, gerçekliğin imgelerle yeniden üretilmesi ise, sanatçıyı bir imge zanaatçısı olarak görebiliriz. Sanat yeni biçimler aramaktır çoğu kez. Ama sanatın başlıca amacı imge yaratmak değildir kuşkusuz. Çünkü biz, sanatı dünyayı anlamanın ve değiştirmenin araçlarından biri olarak da görüyoruz. Goethe, "Aynı zamanda bir zanaatkar olmayan bir sanatçı, iyi bir
sanatçı değildir; gelgelelim bizim sanatçılarımızın çoğu da zanaatkar olmaktan ileri gidemiyor" derken sanatın bu yönüne dikkati çekiyordu. Sanatla yaşam arasındaki en temel bağ, bu "anlama ve değiştirme" sözcüklerinde gizlidir. Büyük ressam Van Gogh "Dünya tamamlanmamış bir taslaktır" diyerek sanatın bu yönelimini çok özlü bir biçimde açıklar. "Sanatın çıkış noktası yaşamdır" der kısaca Bertoft Brecht; "Bütün sanatlar, sanatların en büyüğü olan yaşama sanatına katkıda bulunurlar" der küçük Organon'da. Böylece yaşamın sorduğu sorular karşısında sanatın yansız ve ilgisiz kalamayacağını da anlatmış olur bize. "Sanatın kendinden başka amacı olamaz" türünden düşünceler gerçekler karşısında havada asılı kalır çoğu kez. Korku ve yılgınlık dönemlerinde sanatın öneminin arttığına inanıyorum. İnsana ve insan onuruna aykırı bir düzenin kalıcı olmayacağını haykırır sanat.
Yazar: Kutsiye BOZOKLAR Baskı: Nisan 1999 / 394 syf. ISBN 975-8110-36-5 Fiyatı: 7 YTL


Yaşama Dair

Yaşamayı ciddiye alacaksın Hem de o derece öylesine ki, mesela kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, Yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel, en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.
N. Hikmet

Yaşamayı seviyorsak yeni bir dünya istemeliyiz, bununla da yetinmeyip yeni bir dünya kurmalıyız. Bu yeni bir yaşam demektir. Yeni bir yaşam da örgütlü ve kollektif bir çaba gerektirir. Tek bireyin gücü kendi bireyselliğiyle sınırlıdır. Ancak kollektifin içinde yer alan insan, yaşamı, geleceği ve kendi mutluluğunu fethedebilir.
Yazar: Kutsiye BOZOKLAR 1. Baskı: Ekim 1994 (Varyos Yay.) 2. Baskı: Ekim 2001 / 392 syf.
ISBN 975-8426-59-1 Fiyatı: 10 YTL





Hayatı Ellerinden Tutmak

İki türlü yaşayabilir insan: Ya hayatı ellerinden yaşama katılır ya da hayat insanı ellerinden tutar yaşama karışırlar. Birincisi bilinçli seçimdir, devrimcilerin hayatının bilinçli bir seçim olduğuna inanırım. Devrimci, bireysel açıdan bakıldığında hayatın ellerinden tutan kişidir. Hayata katılmak, onu değiştirme dönüştürme faaliyetinin içinde olmak demektir ki; gerçek anlamda birey olmak da budur. Modern dünya egemen bireyin dünyası gibi görünüyorsa da, gerçekte bireyin egemenlik koşulları imha edilmiştir. Zorunluluk dünyasını kavrayan insan, onu dönüştürme mesaisi içinde sürekli özgürlük ufkunda ilerliyor demektir. İnsan en büyük savaşı hep kendi içinde verir. Bilinçli bir inanç yol gösteriyorsa ona, olumludur kendine sorduğu soruların cevabı. İsteklerimiz, arzularımız, özlemlerimiz uygunsa ilkelerimize kendi ölülerimizle dolmaz içimiz. Duygularımızın hangisi galip gelirse gelsin vurulmaz kimse. Sevdiklerimize, değerlerimize verdiğimiz kadardır kendimize borcumuz. Hem mutlu, hem huzurlu, hem coşkulu hem korkusuz yaşamanın sırrı, ilkeli ve bilinçli olmadadır. Ayaklanmış duyguların birbiriyle vuruştuğu bir savaşta yaşanmaz böyle olduğunda, bir ayaklanmaya yol açacak savaşların insanı olunur.
Yazar: Kutsiye BOZOKLAR Baskı: Ekim 2002 / 240 syf. ISBN 975-8426-76-1 Fiyatı: 8 YTL