.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 





Mahpus Yılmaz Güney

“Mahpus Yılmaz Güney” kitabı bugüne kadar 24 baskı yapmıştır. Kitabın yazarı Hasan Kıyafetle birlikte saptanan baskı adedidir bu. Kuşkusuz gerçek baskı adedi daha fazladır. Bu olgu bile tek başına Yılmaz Güney tutkusunun kitapseverlerin gönlünde ne denli yer ettiğinin göstergesidir. 25. Baskısını yaptığımız kitap, adı üzerinde Yılmaz Güney'in mahpusluk yaşamından kesitler sunuyor. Kitabın ana eksenini Yılmaz'ı mapushane ortamında tanıyan onlarca insanın anlatımları oluşturduğundan belgesel bir mahiyet de taşıyor. Okuyacağınız satırlarda; yüreğinde büyüttüğü insan sevgisiyle, zulüm düzenine duyduğu kin ve öfkesiyle, acıları ve sevinçleriyle, umutlarıyla, düşleriyle, kendine has özellikleriyle, üretkenliğiyle, paylaşımcılığıyla, değiştirip dönüştürme gücüyle, özgürlüğe sevdalı, devrim ateşiyle, sosyalizm özlemiyle yanıp tutuşan yüreğiyle tanıyacaksınız Yılmaz Güney'i...

Ezilenlerin efsaneleştirip Köroğlu mertebesine yükselttiği Mahpus Yılmaz Güney gerçekliğinin bir tanığı da siz olacaksınız...
Yazar: Hasan KIYAFET Baskı: Ekim 2004 / 176 syf. ISBN 975-6304-22-7 Ederi: 8 YTL
   


Bozkırda Patlayan Tüfek

"... Yıllar önce ilçemize bağlı Alız Köyü'nde öğretmenlik yapan yazar Bora Elagöz (34) gazetemizi ziyaret etti. 'Burada çalıştığım süre içinde yaşadıklarımı, tanığı olduğum olayları ve kişileri de anlatan bir roman yazacağım. Bu yüzden geldim.
O yıllara ait gazetelerinizi istiyorum." dedi.



Yazar: Tacim ÇİÇEK Baskı: Mart 2001 / 190 syf. ISBN 975-8426-50-8 Fiyatı: 5.5 YTL
   



 

Cumartesi Öyküleri

"Gece ve Sis" ile unutturulmak istenen genç bedenleri suskunluk duvarına bırakmayan anaların acı ve öfkesidir anlatılan... Yitirilmiş bir oğlun ana kucağında bıraktığı boşluktan daha büyük bir boşluk var mıdır? Acının hiçbir rengine benzemez acıları, öfkelerin hiçbiri boy ölçüşemez öfkeleri ile! Hiçbir karanlık boğamaz alınlarındaki ak yaşmak gibi dimdik taşıdıkları ışığı. Adresi bilinmez mezarların sürgün acısı sislerinin, ancak bir ananın inanmayan yüreğinin ışığı dağıtabilir. Her Cumartesi annesinin ortak umududur inanmamak ve beklemek: "Akşam eve dönmedi. Sonraki akşamlar da. Her yere sorduk yok dediler, ölüm düştü aklıma da yakıştıramadım. Hergün sevdiği yemekleri pişirdim, dönecek, yiyecekti. Dokunmadım yatağına dönecek, yatacaktı. Açık bıraktım kapıyı; şöyle bir itecek, açacaktı. Yıkamadım gömleğini, onun kokusu vardı. Dönecek, kendi kokusuna kavuşacaktı." Hangi anne inanmak ister ki oğlunun öldüğüne. Hele görmediyse oğlunun cesedini bile. İnanmak ihanet değilmidir kaybedilmek istenene.
Yazar: M. ÖZMÜŞ - Ö. YURTTAŞ Baskı: Haziran 2000 / 197 syf.
ISBN 975-8426-24-9 Fiyatı: 5 YTL
   








Mor Menekşeler

Mor menekşelerin annemden çok ilgi gördüğünü bildiğinden olsa gerek, babam ne zaman anneme sinirlense, elini ilk onlara atardı. Menekşeler, babamın hışmından kurtulmayı başarırlarsa annemin emeğinin karşılığını veriyor, kendilerini çiçeklerle donatıyorlardı. Babamın hışmından kurtulamadıklarında da, ise kendilerini parçalanmış halde sokakta, kaldırımın üzerinde buluyorlardı. Böyle zamanlarda ben devreye giriyor, süpürmek bahanesiyle dışarı çıktığımda, en az zarar görenleri saklıyor, anneme getiriyordum. Annem de onları sil baştan, canlandırma savaşma giriyordu... Kavgalı sokakları, huzursuz ilişkileri, tüm kenti esir almışsın. Esir etmişsin tüm gül bahçelerindeki tomurcukları. Tomurcukların rengiyle aynı gözlerindeki alev. Gözlerindeki alev yaktı silik hayalini, tüm kenti, beni ve kirlenmişliğimi... Aradan yıllar geçti. Yine ılık bir bahar akşamı yüreğimin yolculuğa çıktığı ana kadar umutsuz bir tutkuyla baktım kendime. Bir gün yeşil bir dal filizlenir de üzerimdeki kirliliği onun kökleriyle birlikte gömerim diye... O zaman mor menekşeden bir tarla gibi olur içinde dolu dizgin koşarak yaşayacağım dünya...
Yazar: Duzgu UZEL 1. Baskı: Ekim 1999 2. Baskı: Haziran 2000 / 116 syf.
ISBN 975-8426-05-2 Fiyatı: 5 YTL






Su Gibi

Seni tanımaya ve anlamaya başladığım ilk andan itibaren, aklımdaki tek şey senin suya benzediğindi. Olabildiğince berrak ve temiz sınırsızlıklarında büyük hayatlar gizli ve zengin, yaşayan ve yaşatan, besleyen ve üretendin sen. Yağmur damlalarının sevecenliği ve tadıyla okşadın yavrularını. Kirin her rengini suyun büyüsüyle temizledin. Bereketliydin, Çukurova'nın pamuk tarlalarında ellerin kanaya kanaya çapalarken toprağı, terinle suladın tohumları. Yerin derinliklerinden gelip güneşe kavuşan bir kaynağın temizliğiyle ve duruluğuyla yaşadın. Bakıldığında gözlerine, için görünürdü bütün berraklığıyla. Dağların yamaçlarından bırakıp kendini, çılgınca okyanuslara koşan bir nehir gibi coşkulu, denizlerin mavisi gibi özlemliydin yarına. Hırçınlığın denizdeki dalga misali bir gelir, bir giderdi. Öfken yakıp yıkmazdı ama çılgınca vururdu, dalgaların kıyıları vurduğu inatçılıkla. Bir okyanus gibiydi gizlerin ve derinlerin. Kimse inemedi gerçek derinliklerine. Erken kaybedilmiş sevgiler miydi, yoksa bir kadının bitmeyen çileleri miydi derinlerinde sakladığın; kimseler öğrenemedi. Ne çok hayatı taşıdın umutlarında. Kuytularına giremedi hiç kimse, keşfedemedi çocuk yaşlarında sakladığın sevdalarını. Ama hiç vazgeçmediler didiklemekten de hayatını...
Yazar: Ekin SU Baskı: Ocak 2001 / 73 syf. ISBN 975-8426-48-6 Fiyatı: 5 YTL


Gözlerim Kayıp

"Kaybettikleri oğulları, kızları, eşleri kardeşleri, yoldaşlarıydı. Hepsinin yüreğinden bir parça, hepimizin yaşamında aydınlık yarınlara yönelen bir ışıklılar. Işık vurdukça karanlığın bekçileri korktular, kaçtılar. İnsanlıkları yoktu onların... Elleri kirli ve kanlıydı. Sevmezlerdi evlatlarını, ana baba yürekli olamazdı onlar. Kirliydi elleri, paslıydı yürekleri. Anlayamazlardı "Yavrum nerede?" diye soran anaları. Kayıp anaları, kayıp babaları ve onların yakınları... Zaman kaybetmeden yollara düştüler. Bedenleri yoruldu ama yürekleri susmadı, gözleri birer ışıktı, kaybedilenleri aradı. Mum yaktılar. Meydanlara doldular. Çiçekleri için bir resimlerini, bir de temsilen karanfillerini tuttular. Fotoğraflara sıkı sıkı sarıldılar. Onların kokusunu duyumsayabilmek için fedakarlıklarını sonuna kadar zorladılar. Canları için can kattılar. Ülkeler aştılar, dolaşıp, çığlıklaştılar. Kaybedenler kaybettikçe, kayıp yakınları kayıpları için daha hızlı koşacak."
Yazar: hatice AKDOĞAN Baskı: Ocak 2000 / 240 syf. ISBN 975-8426-08-7 Fiyatı: 5 YTL